HİKMET YÜKLÜ ÖĞÜTLER  تعاليم محملة بالحكمة

Aziz Müminler!

Yüce Rabbimizin, Kur’an-ı Kerim’de bizzat ismini zikrederek yücelttiği şahsiyetlerden biri

Lokman (a.s)’dır. Hutbemin başında okuduğum Lokmân Suresi’ndeki ayet-i kerimede

Rabbimiz, “Andolsun, biz Lokmân’a Allah’a şükretmesi için hikmet verdik.” buyurmuştur.

Bu surede onun hikmetli lisanıyla oğluna yaptığı öğütleri bizlere haber verilmiştir.[1] Bir

baba ile evladı arasındaki sevgi ve saygıya, bilgi ve hikmete, şefkat ve merhamete dayalı

örnek bir ilişki gösterilmiştir. Geliniz bugünkü hutbemizde Lokman (a.s)’ın oğluna yaptığı

ve her biri hikmet ve merhamet yüklü öğütlere hep birlikte kulak verelim. 

أيُّها المُؤْمِنونَ الأعِزّاءُ!

لُقْمانُ هو إحْدى الشَّخْصِيَّاتِ التي

أَكْرَمَها اللهُ تَعالى بِذِكْرِ اسْمِهِ في القُرْآنِ الكَريمِ، حَيْثُ يَقولُ اللهُ تَعالى في سُورَةِ لُقْمانَ: “وَلَقَدْ آتَيْنَا

لُقْمَانَ الْحِكْمَةَ أَنِ اشْكُرْ لِلَّهِ“. وأَخْبَرَنا في هَذِهِ السُّورَةِ عَنِ النَّصائِحِ والعِظاتِ التي قَدَّمَها أَبٌ لِابْنِهِ

بِلِسانٍ حَكيمٍ[1]. وضَرَبَ لَنا مَثَلاً عَنْ عَلاقَةٍ بَيْنَ أَبٍ وابْنِهِ قائِمَةٍ على المَحَبَّةِ والاحْتِرامِ والمَعْرِفَةِ

والحِكْمَةِ والرّأْفَةِ والرَّحْمَةِ. فَتَعَالَوْا نُصْغِ في خُطْبَتِنا اليَوْمَ إلى النَصائِحِ المُحَمَّلَةِ بِالحِكْمَةِ والرَّحْمَةِ

والتي وَعَظَ بِها لُقْمانُ لِابْنِهِ. 

Kardeşlerim!

Lokman (a.s)’ın oğluna yaptığı ilk öğüt, tevhit inancı olmuştur. O biricik evladına şöyle seslenmiştir:

 يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِۜ  “Yavrucuğum! Sakın ola ki Allah’a şirk koşmayasın!” إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ

عَظِيمٌ   “Çünkü şirk, büyük bir zulümdür.” Zira insan, Allah’tan başkasına kul olursa

Rabbine ve kendisine en büyük zulmü yapmış olur.[2]

إخْواني!

عَقيدَةُ التَّوْحيدِ هي النَّصيحَةُ الأولى التي قَدَّمَها لُقْمانُ لِابْنِهِ، حَيْثُ خاطَبَ ابْنَهُ فَقال: “يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ

بِاللَّهِ ۖ إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ“. لِأَنَّ الإنْسانَ عِنْدَما يُشْرِكُ بِاللهِ يَكونُ قد ظَلَمَ رَبَّهِ وظَلَمَ نَفْسَهُ ظُلْماً عَظيماً[2].

Kardeşlerim!

Lokman Suresi’ndeki ikinci öğüt, وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ  yani anne-babaya iyi

davranmaktır. “Zira annesi, yavrusunu meşakkat üzerine meşakkat çekerek karnında

taşır.” İşte bu yüzden Rabbimiz, bizlere şunları emretmiştir: “Bana ve anne babana

şükret. Dönüş ancak banadır. Eğer, annen-baban seni herhangi bir şeyi bana ortak

koşmaya mecbur bırakırlarsa onlara itaat etme! Fakat yine de onlarla iyi geçin! Bana

yönelenlerin yoluna uy! Dönüşünüz ancak banadır. Ben de yapmakta olduğunuz şeyleri

size haber vereceğim.”

إخْواني!

والنَّصيحَةُ الثّانِيَةُ في سُورَةِ لُقْمانَ هِيَ بِرُّ الوالِدَيْنِ، فَقال: “وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُ وَهْنًا

عَلَىٰ وَهْنٍ”. ولِهَذا يَأمْرُنا اللهُ تَعالى فَيَقول: “أَنِ اشْكُرْ لِي وَلِوَالِدَيْكَ إِلَيَّ الْمَصِيرُ. وَإِن جَاهَدَاكَ عَلَىٰ أَن

تُشْرِكَ بِي مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا ۖ وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفًا ۖ وَاتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَيَّ ۚ ثُمَّ

إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ”.

Kardeşlerim!

Lokman (a.s)’ın oğluna olan üçüncü öğüdü, zerre miktarı bir iyiliğin bile Allah katında

asla zayi olmayacağıdır. En küçük bir kötülüğün karşılıksız kalmayacağıdır. Zira Allah, en

gizli şeyleri bilendir. Her şeyden hakkıyla haberdar olandır.

إخْواني!

والنَّصيحَةُ الثّالِثَةُ التي قَدَّمَها لُقْمانُ لِابْنِهِ هي أنَّ ما تَفْعَلُهُ مِنْ خَيْرٍ أو شَرٍّ، يَأْتِ بِهِ اللهُ يَوْمَ القِيامَةِ، وإنْ

كانَ مِثْقالَ ذَرَّةٍ حَتّى يُوَفِّيَكَ جَزاءَهُ لِأَنَّ اللهَ لَطيفٌ خَبيرٌ. 

Kardeşlerim!

Lokman (a.s)’ın oğluna yaptığı dördüncü öğüdü,

يَا بُنَيَّ اَقِمِ الصَّلٰوةَ “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl.” şeklindedir. Zira namaz, bizim en önemli

ibadetimizdir. Dünyanın tükenmek bilmeyen sıkıntılarıyla bunalan kalplerimizin

inşirahıdır. Türlü meşakkatlerle daralan zihin ve gönüllerimizin huzurudur. Rağbetimizi

Rabbimize arz ettiğimiz muazzam bir buluşmadır namaz.

Lokman (a.s.)’ın evladına olan beşinci öğüdü,

وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنكَرِ  “Oğlum! İyiliği emret! Kötülükten alıkoy!”   ifadesidir. Zira

bize düşen, her daim iyiliğin yanında yer almaktır. Kötülüğe boyun eğmemektir. Kötülerin

hizmetkârı olmamaktır.

Lokman (a.s.)’ın altıncı öğüdü, وَاصْبِرْ عَلَى مَا أَصَابَكَ   “Evladım! Başına gelen musibetlere

karşı sabırlı ol!” ifadesiyle hak ve hakikat yolunda sabretmektir.

اِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِۚ “İşte bütün bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.”

إخواني!

والنَّصيحَةُ الرّابِعَةُ التي قَدَّمَها لُقْمانُ لِابْنِهِ هي قَوْلُه: “يَا بُنَيَّ اَقِمِ الصَّلٰوةَ“. فَالصَّلاةُ هي أَهَمُّ

العِباداتِ، ومَصْدَرُ انْشِراحِ صُدُورِنا وقُلوبِنا التي ضاقَتْ ذَرْعاً بِهُمومِ الدُّنْيا التي لا تَنْتَهي، وسَكينَةُ

عُقُولِنا وقُلوبِنا التي أنْهَكَتْها المَصاعِبُ والمَشَقّاتُ، ولِقاءٌ عَظيمٌ مَعَ اللهِ تَعالى نُعَبِّرُ فيهِ عَنْ رَغَباتِنا

وآمالِنا.

أمّا النَّصيحَةُ الخامِسَةُ التي قَدَّمَها لُقْمانُ لِابْنِهِ فَهِيَ قَوْلُهُ: “وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنكَرِ“. فَما عَلَيْنا

فِعْلُهُ هو الوُقوفُ دائِماً إلى جانِبِ المَعْروفِ والبِرِّ والإِحْسانِ وعَدَمُ الرُّضوخِ والخُضوعِ لِلْمُنْكَرِ وتَجَنُّبِ خِدْمَتِهِ.

والنَّصيحَةُ السّادِسَةُ التي وَجَّهَها لُقْمانُ لِابْنِهِ هي الصَّبْرُ في سَبيلِ الحَقِّ والحَقيقَةِ كَما وَرَدَ في قَوْلِهِ

تعالى: “وَاصْبِرْ عَلَى مَا أَصَابَكَ إِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ“.

Kardeşlerim!

Lokman (a.s)’ın yedinci öğüdü kibirlenmemek ve mütevazi olmaktır. وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ 

“Yavrucuğum! Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme!” وَلَا تَمْشِ فِي الْأَرْضِ

مَرَحًا “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme!” اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۚ  “Zira Allah, kendini

beğenenleri ve övünenleri sevmez.”

Lokman (a.s)’ın evladına olan sekizinci öğüdü ise kişinin haddini bilmesidir. Mükerrem

bir insan olduğunu hiçbir zaman unutmamasıdır. وَاقْصِدْ ف۪ي مَشْيِكَ “Evladım! Yürüyüşünde

tabii ol.”  وَاغْضُضْ مِنْ صَوْتِكَۜ  “Sesini alçalt.” اِنَّ اَنْكَرَ الْاَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَم۪يرِ۟ “Zira seslerin en

çirkini merkeplerin sesidir!”

إخواني!

والنَّصيحَةُ السَّابِعَةُ التي قَدَّمَها لُقْمانُ لِابْنِهِ هِيَ التَّواضُعُ وعَدَمُ الكِبْرِ كَما في هذهِ الآيَةِ الكَريمَةِ: “وَلَا

تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِي الْأَرْضِ مَرَحًا ۖ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ”.

أمّا نَصيحَتُهُ الثّامِنَةُ فهي أَنْ يَعْرِفَ الإنْسانُ حُدودَهُ ولا يَنْسى أنَّهُ إنْسانٌ مُكَرَّمٌ فَقالَ اللهُ تعالى على

لِسانِ لُقْمانَ فقال: “وَاقْصِدْ فِي مَشْيِكَ وَاغْضُضْ مِن صَوْتِكَ ۚ إِنَّ أَنكَرَ الْأَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَمِيرِ”.

Kıymetli Kardeşlerim!

Yüce Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki bizleri rahmet, bereket ve mağfiret mevsimi

olan üç aylara bir kez daha eriştirdi. Önümüzdeki Çarşamba günü Recep ayının ilk

gününe gireceğiz. Perşembe günü de hep birlikte Regaip Kandili’ni idrak edeceğiz.

Kandilinizi şimdiden tebrik ediyorum. Üç ayların hepimiz için hayırlara vesile olmasını

Rabbimizden niyaz ediyorum.  

إخْواني الكِرامُ!

الحَمْدُ للهِ الذي بَلَّغَنا مَرَّةً أخْرى الأشْهُرَ الثّلاثَةَ التي هي مَوْسِمُ الرَّحْمَةِ والبَرَكَةِ والمَغْفِرَةِ. إنّنا مُقْبِلونَ

على أوَّلِ أيّامِ رَجَبَ الذي يُصادِفُ يَوْمَ الأرْبِعاءِ القادِمِ، وفي اليَوْمِ التّالي، يَوْمَ الخَميسِ سَنُدْرِكُ مَعاً لَيْلَةَ

الرَّغائِبِ. فَبارَكَ اللهُ لكُمْ بِهَذِهِ المُناسَبَةِ مُقَدَّماً. وأسْألُ اللهَ تَعالى أنْ تَجْلِبَ الأشْهُرُ الثّلاثَةُ الخَيْرَ على

الجَميعِ.

[1] Lokman, 31/13-19.  [1]  لقمان، 31/ 13-19.

[2] Buhârî, Tefsîr, (Lokman), 1. [2] البخاري، تفسير سورة لقمان، 1.

İLİ        : GENEL  الولاية: عموم الولايات

TARİH : 24.03.2017  التاريخ: 24. 03. 2017

     Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü         إعداد: المديرية العامة للخدمات الدينية

المصدر : 1  2